SALİH MİRZABEYOĞLU: AMERİKA YIKILACAK!.

Gazeteci Yazar Şükrü Sak, “Kumandan Salih Mirzabeyoğlu dedi ki; Amerika yıkılacak!.” başlıklı ilginç bir yazı kaleme aldı..

Bu haber 02 Ağustos 2018 - 15:49 'de eklendi ve 2.120 kez görüntülendi.

Büyük Doğu – İBDA hareketinin lideri merhum Salih Mirzabeyoğlu’nun, Bolu F Tipi Cezaevi’nde beraber bulunduğu dava arkadaşlarından Gazeteci Yazar Şükrü Sak, cezaevinde tuttuğu günlüklerden ilginç bilgiler paylaşmaya devam ediyor.

Nabizhaber.com internet sitesinde önemli bir yazı kaleme alan Sak, Mirzabeyoğlu’nun 24 Haziran 2013 tarihinde, “Amerika yıkılacak..” dediğini belirtti.

Şükrü Sak, “Kumandan Salih Mirzabeyoğlu dedi ki; Amerika yıkılacak!.” başlıklı yazısında şunları kaydetti:

“Yıl; 2013…

Yer; Bolu F Tipi cezaevi…

Günlerden 24 Haziran Pazartesi…

O “küçücük, daracık” Ölüm Odası’nda, kocaman bir dünya var;

Hayatın, ölümün, varlığın mânâsını yaşayan bir ruh var…Ne olduğunu bilen, anlayan, yaşayan bir ruh…

Kumandan konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor…

İçinde bulunduğumuz zaman diliminin “mânâsı” üzerine…

“Başı sona bağlayan bir devirdeyiz…”

Diyor…

“Başın” sona bağlanması?..

Baş; Asr-ı Saadet… Allah Resulü’nün devri… Ve O’nun sahabelerinin devri… Dünyanın “İslâm’la aydınlandğı” bir devir…

Son?.. Ahir zaman… Dünyanın zulüm ve adaletsizlikle karanlığa gömüldüğü devir…

Mazlumların ahının arşa yükseldiği bir devir…

“İmanın avuçta kor tutmak gibi olduğu” bir devir…

Üstad’ın kendisine söylediği ifâdeyle; “Bomboş bir devir…”

Kumandan Salih Mirzabeyoğlu konuşuyor; Muhyiddin-i Arabi Hazretleri’nden, İmam-ı Rabbani’den, Abdülhâkim Arvasi Hazretleri’nden, Üstad Necip Fazıl’ın misyonundan, kendi misyonunun ona bitişikliğinden, tasavvufdan, tarikâttan, Üstad’ın “Başbuğ Veliler 33” ve “Veliler Ordusu 333”ü yazmasının esrarından… Hiç bilmediğimiz, duymadığımız, o âna kadar ‘bunun mânâsı nedir’ diye üzerinde durmadığımız, anlamadığımız sırlardan, apayrı, bambaşka bir gerçeklikten söz ediyor… Notlarıma baktım; 24 Haziran, en uzun günlerden biri olmuş… O kadar uzun ki, sadece notların uzunluğu on sayfa olmuş…

Mevzu, “Yaregâr”dan açılıyor…

Yaregâr; Mağara dostluğu… Allah Resulü ve Hz. Ebu Bekir… Onların arasında, insanlığı aydınlatan tablolar…

“Ahmak fil…”

İçinde bulunduğumuz zaman diliminin hususi karakterini işaretledikten sonra, mesele, Gezi olaylarından, ABD’ye kıvrılıyor:

-“Neyse… Bakın bu yevmiyelerde geçiyor… Amerika “ahmak fil” hikâyesi. Bir anlamı da “Büyük Kitab…” Bütün bir kâinat büyük bir kitaba benzetilir… İspanyolca’ya da bir çok kelime Arapça’dan geçmiştir biliyorsunuz… Hatta “Amerika” kelimesinin kökü de buralardandır muhtemelen; Amr… Umr… Emr… Şimdi Üstad anlatıyor işte…

Biliyorsunuz, bu Sovyetlerin yıkılmasını, -yıkılacağını- hadiseden üç dört sene önceden ilân eden biziz… Kehânet filân değil bu, anlatabiliyor muyum. Sovyetlerin niye yıkıldığını da kimse izah edemez… Edemez!.. Durup dururken n’oldu da böyle birden güüüm! Kimse izâh edemez…  (Kumandan burada daha önce anlattığı esas meseleye atıf yapıyor, Tasavvuf ve zamanın mânâsı etrafında anlattığı meseleye; -“Ama dediğim gibi, o şey…)

(İradesi Allah’ın iradesi olmuş veli…O’na atıfla…)

-Kimse izah edemez. Ruhun içgüdü, içgüdünün ruhlaşması gibi… Hani sürekli anlatıyoruz ya; Fil cüsse olarak da en iri hayvan. Burada; Ahmak; “iradesi kalmamış” mânâsının yanında (La havle… Allah’tan başka güç ve kuvvet sahibi yoktur.) bir de akılsız adam anlamına geliyor… Anlaşılıyor değil mi? Bir anlamı; akılsız salak adam, diğer anlamı da dediğim gibi… İradesi O’nun iradesi olmuş anlamında…

Bu akıl, bütünüyle Allah’a teslim olmuş bir akılsızlık hâli… Burada da aklın, “ruhlaşması”, ruhun “aklileşmesi…” gibi bir durum ortaya çıkıyor…

“Bunu yazma ama; Amerika yıkılacak!”

Bu derinlikten baktığın zaman?.. Şimdi bu şey içerisinde diyoruz ya, aslında kimse ne olup bittiğini anlamıyor diye…

Bunu yazma ama…*

Amerika yıkılacak!..

Nasıl?

Hani şu duvara –hücrenin, havalandırmanın duvarlarını işaret ediyor- omuz atıyorsun, tekme vuruyorsun, yok… Yıkılması mümkün değil… Yukarda bahsettiğim mânâlar içinden bak!… Bu Romanya’da okuyan bir dişçi vardı; “Sonsuza kadar böyle gider” diyor. Ona dedim ki; “Öyle gitmesini istediğin için mi öyle diyorsun yoksa…” Anlatabildim mi?..

(Kumandan burada, zahiren “imkânsız” gibi görünen şeylerin, ruhî bir sebebe bağlı olarak bir ânda gerçekleşebileceğini kastediyor! Yıkılması imkânsız gibi görünen “duvar misâli” bu yüzden… Yani;

Amerika yıkılacak!

Nasıl? Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de katlettiği masûmların ahı bir balyoz gibi tepesine mi inecek, iki milyara yakın İslâm dünyasının öfke ve nefreti yumruk olup suratında mı patlayacak, kendi içinde bir boğazlaşma mı yaşayacak, yoksa daha başka bir şey mi olacak? Bilmiyoruz, ama inanıyoruz ki; Amerika yıkılacak!

Sel mi olur, yel mi olur, ayağı mı kayar, başını duvara mı çarpar, kendi kafasına mı sıkar bilemeyiz! Ama; Amerika yıkılacak!.. Şu sebep olacak, bu bahane olacak; Amerika yıkılacak!.. Öyle mi olacak, böyle mi olacak, şöyle mi olacak bilmiyoruz, ama Amerika yıkılcak! Maddi dünyada “imkansız” gibi görünen bir çok hadisenin nasıl bir anda “mümkün” olduğunun binlerce misâli olduğu gibi… Kumandan’ın yukarda anlattığı ve Üstad’la konuşmalarında geçen husus, “iradesi Allah’ın iradesi olmuş veli” bahsi etrafında, -yine O’na atıfla- bütün mü’minlere düşen hisse kasdıyla söylediği muhteşem çarpıcılıkta bir söz daha var ki, o da şu:

-“Veli kelâmı hep yenidir, eskimez…”

İbda Mimarı Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun bu tesbitine de aynı zaviyeden bakıyoruz;

-“Amerika yıkılacak!..”

Kaynak: nabizhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.